• 19 EYLÜL 2020
  • Yenileniyor
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyon
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkari
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • İstanbul
    • İzmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • K.Maraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
REKLAM REKLAM

Her kan grubuna değişik diyet

113 defa okundu kategorisinde, 26 Ara 2017 - 08:36 tarihinde yayınlandı
Her kan grubuna değişik diyet

Peter D’adamo’nun yazdığı bir başka popüler kitap olan Eat Rightfor Your Type, dört değişik kan grubuna göre dört deği­şik yeme şekli önermektedir. Bu kitaba göre:

1. 0 Grubu kana sahip insanlar (Avcılar), çok fazla et yemek üzere tasarlanmışlardır ve buğday ve fasulyegiller yiyerek kendilerine zarar verebilirler. Ona göre, “yapışkan lektinler ensülin metabolizmanızı engelleyerek kalorilerin enerji olarak etkili bir şekilde kullanılmasına engel olurlar. Belli fasulye ve baklagiller, özellikle de mercimek ve kuru fasulye, kas dokularında depolanan ve onları daha alkalinli ve fiziksel aktiviteye daha az yatkın hale getiren lektinler içerirler. 0 grubu insanların düşük tiroid fonksi­yonuna eğilimleri vardır.”
2. A grubu kana sahip insanlar (Çiftçiler), biyolojik olarak
kalp hastalığı, kanser ve diyabete yatkın olduklarından vejetaryen diyeti uygulamalıdırlar. D’adamo ilginç bir şekilde, bitkisel yağı bu kan grubunda kilo vermeyi kolaylaştıracak bir yiyecek olarak üstelemiştir.
3. B Grubu kana sahip kişiler (Göçebeler) için, farklı çeşitler
ve ekstra süt ürünleri içeren diyetler uygundur. Kalp has­talığı ve kansere dirençlidirler, ama multipl skleroz ve lupus gibi bağışıklık sistemi bozukluklarına yatkındırlar. D’adamo’ya göre, et ve karaciğer, bu gruptaki insanların kilo vermesini kolaylaştırır. D’adamo ayrıca, B grubu kana sahip Kafkasyalı ve Afrikalı bireylere haftada 170-280 gram peynir tüketmelerini tavsiye eder.
4. AB Grubu kana sahip kişiler karışık bir diyete, tavuk hariç biraz ete ihtiyaç duyarlar. D’adamo’ya göre: “Her ne kadar genetik olarak et tüketimi için programlanmış olsanız da, onları etkin bir şekilde metabolize etmek için yeterli mide asidiniz yoktur ve yediğiniz etler yağ olarak depolanma eğilimindedir.”

Bilimsel literatürde genetiğin ve hatta kan gruplarının kişiyi kalp krizi ve kanser gibi belli hastalıklara yatkın hale getir­diğine dair bazı bulgular olduğunu bildiğimden dolayı, D’adamo’ya adil davranmak için kendimi zorladım; ama iddi­aları o kadar gülünç ki, destekleyici dokümanlar ya da bilim­sel araştırmalar olmaksızın nasıl böylesi akıl dışı iddialarda bulunabildiğine şaşmaktan başka bir seçenek kalmadı bana. Üstelik kitabında bahsedilen referansları incelediğimde, son 30 yılda bilim adamlarının bu konuda yaptığı yüzlerce araştır­manın atlandığını gördüm. Kan tipi ve hastalıklar arasındaki ilişkiyi rapor eden önemli araştırmaların hiçbiri sürpriz bir şekilde referans listesinde yoktu.

D’adamo, iddialarını destekleyen bilimsel referansları ver­mediğinden, son otuz yılda bilimsel literatürde, kan tipleri ve çeşitli hastalıklar arasındaki ilişki konusunda ve ayrıca lektinler hakkında yazılmış bütün makaleleri Medline’da araştırdım. D’adamo’nun iddialarını destekleyecek bilimsel bulgular olup olmadığını anlamak için 200′den fazla bilimsel makale oku­dum. Sanırım, hiçbir okuyucu onun tuhaf fikirlerini değerlen­dirmeden önce bu kadar araştırma yapmaz.

Bulduklarıma göre, bilimsel literatür koroner kalp hastalığı riskinin A tipi kanda biraz fazla, B ve AB gruplarında ortalama seviyede olduğunu ve 0 grubunda erken kardiyak ölüm riski­nin biraz daha az olduğunu desteklemektedir. Bir araştırma, ölümcül kardiyak vakalar konusunda AB grubunun en yüksek riski taşıdığım göstermiştir; yirmi dört İngiliz şehrindeki 7,662 erkeği inceleyen bir başka kapsamlı araştırmada ise, A grubu kana sahip kişilerde iskemik kalp hastalığı riskinin biraz daha yüksek olduğu görülmüştür. 0 Grubu kana sahip olan kalp hastalarının yüzdesi de oldukça büyüktü ve 0 grubu kana sahip kişilerin en çok bulunduğu birçok şehirde, en yüksek sayıda kalp hastalığı görülmekteydi.

Bir başka araştırmada koroner bypass ameliyatı geçiren 191 hasta incelenmiş ve bypass olan 0 grubu kana sahip hastaların oranının oldukça fazla olduğu görülmüştür. Bu araştırma­cıların vardığı sonuca göre, koroner arter hastalığının gelişi­minde, kan grubuyla ilgili faktörlerin etkisi çok önemsizdir. 0 Grubu kişilerin, hayvansal ürünler, doymuş yağ ve kolesterol açısından zengin bir diyetin yaratacağı hasarlara karşı bağışık­lığa sahip olmadıkları açıktır.

Amerikalıların yüzde 95′inden fazlası aterosklerötik kalp hastalığı ya da kanser geliştirmektedir, sadece A grubu kana sahip kişiler değil. Hepimiz diyetimizdeki besin eksikliğinden dolayı hastalanmaya eğilimliyiz. 0 Grubu kana sahip kişilerin belli kanserlere ve koroner trombozis’e karşı bir parça daha dirençli oldukları gerçeğine rağmen, uzun ve sağlıklı bir ömür geçirmek istiyorlarsa, bu kişiler de daha az hayvansal gıda ve daha çok sebze ve meyve yemelidirler. Hangi kan grubundaki kişiler için olursa olsun, hayvansal ürün tüketimini teşvik etmek, o kişilerin uzun vadedeki sağlıkları açısından zararlıdır.

Eğer Amerikan diyetini uygularsak, kan grubumuza bakıl­maksızın hepimiz ateroskleroza yakalanacak ve onun yüzün­den öleceğiz. Ayrıca, D’adamo’nun 0 ve B grubu kana sahip kişiler için önerdiği diyetleri uygularsanız kardiyak nedenlerle erken ölüm riskiniz daha da fazla olabilir.

Kalp hastalığı ve birtakım belli hastalıklarda, genetik fak­törler aramızdan bazılarını daha fazla risk altına sokmaktadır. Kalp hastalığı ve ateroskleroz genetik olarak heterojendir. Bunun anlamı riskinizi etkileyen pek çok gen olduğudur. Kan grubu, ilgili birçok genetik işaretten sadece biridir ve insanlar­daki genetik yatkınlığın çok küçük bir yüzdesini temsil eder. Daha yüksek riske karşı hafif bir eğilim gösteren kan grupları, genetiğin riski belirlemede bir rolü olduğu konusundaki yay­gın görüşle tutarlıdır. Örneğin, HDL kolesterol seviyesi üze­rindeki genetik etki, kan grubundan bağımsız olarak uzun ömür üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir.

Bütün genetik risk faktörlerini birlikte düşündüğümüzde, ateroskleroz üzerindeki çevresel etkilerin genetik etkilerden daha güçlü olduğu sonucuna varılmalıdır. Bütün genetik etki­leri birleştirip, kişilerdeki kalp hastalığı ve kanser riskini sadece kan grubu ile olduğundan daha doğru bir şekilde bilebilseydik bile, çevresel faktörlerin daha önemli olduğunu bulurduk yine de. Kolesterol seviyesi, vücut ağırlığı, sigara içimi, fiziksel aktivite, yiyecek seçimleri ve tansiyonun has­talık riski üzerinde, kan grubuna kıyasla daha güçlü bir etkiye sahip oldukları gösterilmiştir.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz

Yorum Yazabilmek İçin Lütfen Giriş Yapın.

Webtasarım