• 19 EYLÜL 2020
  • Yenileniyor
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyon
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkari
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • İstanbul
    • İzmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • K.Maraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
REKLAM REKLAM

Öksürük şurubunda saklı risk

69 defa okundu kategorisinde, 30 Ara 2017 - 12:12 tarihinde yayınlandı
Öksürük şurubunda saklı risk

Kesintisiz çekilen sızıların ciddi hastalık bulgusu olabileceği ortaya çıktı…

Akdeniz Üniversitesi AÜ Tıp Fakültesi Algoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bilge Karslı, 6 ay ve daha uzun müddet sızı sürükleyip rehabilitasyon almayan şahıslarda kalp, solunum, adale ve ruhsal sistemde bir ekip bozukluklar ortaya çıktığını bildirdi.

Prof. Dr. Bilge Karslı, Algoloji Bilim Dalı’nda kanser sızıları, bel, boyun, baş, zona ve operasyon sonrası sızılar üzerine çalışıldığını ifade etti. Sızının ”subjektif” bir gidişat olduğunu belirten Karslı, bireylerin sezdikleri sızıyı tansiyon ve nabızda olduğu gibi rakamsal olarak tanımlamanın muhtemel olmadığına dikkati çekti.

Hastanın sürüklediği sızının ebadını tespit edebilmek için bireylerden sızılarına 1 ile 10 arasında değişen bir sayı vermelerini istediklerini anlatan Prof. Dr. Karslı, ”Hasta rehabilitasyonun ilk safhalarında sızısı için 7-8 sayısını verirken bunu 2-3′e düşürdüğümüzde, rehabilitasyonun galibiyetli olduğunu söyleyebiliyoruz” dedi.

Prof. Dr. Bilge Karslı, yapılan bilimsel araştırmaların sızı belleğinin anne karnında büyümeye başladığını gösterdiğini söyledi. Bireylerin sızıya verdikleri tepkinin bununla ilişkili olduğunun sanıldığını ifade eden Karslı, şöyle konuştu:

”Sızı, bireylerin geçmişteki tecrübeleriyle ilişkili, güzel olmayan bir vaziyettir. Elle yakalanabilir değildir ve bireyden şahsa değişir. Anne karnında sızıyla alakalı belleğin oluştuğu öğreniliyor. Anne karnında oluşan sızı belleğinin, şahsın tüm yaşamında tesirli olduğu, bunun da bazılarının yüksek derecede sızıya cevap vermezken, bazısının ufak sızılara bile şiddetli tepki vermesiyle görülebildiğini söyleyebiliriz.”Bilge Karslı, bireyde sızı yakınması bulunması halinde kesinlikle rehabilitasyon edilmesi gerektiğini, Algoloji Bilim Dalı’nda sızı seviyesini alt sürükleyip şahsın hayat niteliğini yükseltmeye müteveccih çalıştıklarını anlattı.

KESİNTİSİZ SIZI HASTALIK BULGUSU
Sızıların rehabilitasyonuna müteveccih cemiyetteki şuurun gün geçtikçe çoğaldığını vurgulayan Karslı, sızı kesici kullanımının ise hali hazırda hakimiyetsiz olduğuna işaret etti. Karslı, laflarını şöyle sürdürdü:

”Oysa bu mevzuda da kumpaslı ve hakimiyetli ilaç kullanımı gerekiyor. Şahsın bir problemi varsa, alakalı doktora müracaat etip, kumpaslı bir rehabilitasyon alıp, tam bir hayata bu rehabilitasyonu yayması gerekiyor. Sızı olduğunda hakimiyetsiz biçimde ilaç almaktansa, kumpaslı bir sızı rehabilitasyonu yapılıp ondan sonra ilaç rehabilitasyonuna müracaat etmek, ilaçların yan tesirlerinden korunmak için de çok ehemmiyetli.”

Kesintisiz sızının ise kesinlikle bir hastalığın bulgusu olduğuna değinen Bilge Karslı, kronik sızı için 3 ile 6 ay arasında değişen müddetleri dikkate aldıklarını söyledi. Karslı, ”Hastalar 6 ay ve daha uzun müddet sızı sürükleyip rehabilitasyon almadıkları takdirde, kalp, solunum, adale ve ruhsal sistemde bir ekip bozukluklar ortaya çıkıyor” dedi.

Uzun süreli sızı sezilmesi vaziyetinde zaman kaybedilmemesini isteyen Prof. Dr. Karslı, ”Başta tek bir sızı kesici veya tek bir usulle rehabilitasyon edebileceğimiz sızıyı, geç kalındığında 2-3 ilaç daha ilave edip rehabilitasyon edebiliyoruz. Bu da hem maliyeti artırıyor, hem de rehabilitasyon müddetini uzatıyor” diye konuştu.

Sabah

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=52004&cat=220&dt=2008/01/19

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz

Yorum Yazabilmek İçin Lütfen Giriş Yapın.

Webtasarım